Sabah otelde kahvaltımızı aldıktan sonra Van’ın saklı cenneti, doğanın tüm ihtişamını gözler önüne seren sizleri unutulmaz bir görsel şölene davet eden Adını Osmanlı Padişahı IV. Murat’tan alan bu doğa harikası, sadece akan bir su değil; coşkuyla çağlayan bir doğa senfonisi olan Muradiye Şelalesi ziyaret ediyoruz yaklaşık 15-20 metre yükseklikten batan güneşin renkleriyle buluşarak dökülen sular, etrafına yaydığı serinlik ve huzurla ruhunuzu dinlendirecek. Şelalenin üzerine kurulu olan asma köprüden geçerken heyecanı hissedecek, yeşilin ve suyun her tonuna şahitlik edeceksiniz ve sonrasında Ağrı Dağı’nın gölgesinde, medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan Doğubayazıt, adeta bir açık hava müzesi gibi sizleri büyüleyici bir zaman yolculuğuna davet ediyor! Tarih boyunca ticaret yollarının ve kültürlerin kalbi olmuş bu kadim topraklar, her köşesinde ayrı bir efsane ve şaheser barındırıyor.Sadece bir ilçe değil, Doğu’nun en görkemli masal kapısı olan Doğubayazıt'ı bizimle keşfettikten sonra Doğubayazıt’ın sarp kayalıkları üzerinde, adeta gökyüzüne dokunacakmış gibi yükselen İshak Paşa Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale
Devri’ndeki en son ve en görkemli büyük anıtıdır. Sadece bir saray değil; Osmanlı, Selçuklu, Fars ve Barok mimarisinin dünyada eşi benzeri olmayan bir sanat sentezidir.Ağrı Dağı’nın gölgesinde, ovaya hakim bir tepeye kurulan bu 116 odalı şaheser, yapımının üzerinden geçen
yüzyıllara rağmen hala ilk günkü ihtişamıyla ziyaretçilerini büyülemektedir.bu görkemli yeri ziyaretimiz sonrasında Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde yer alan ve yüzyıllardır işletilen Tuzluca Tuz Mağaraları, sadece bir maden sahası değil; büyüleyici atmosferi ve şifa dolu havasıyla Türkiye’nin en benzersiz yeraltı dünyalarından biridir! Tonlarca kaya tuzunun oyulmasıyla oluşan bu devasa mağaralar, son yıllarda modern bir Tuz Terapi Merkezi olarak turizme kazandırılmış ve ziyaretçilerin odak noktası haline gelmiştir.Adımınızı attığınız andan itibaren sizi bambaşka bir gezegendeymiş gibi hissettirecek bu yeraltı krallığını bizimle keşfettikten sonra Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin, imparatorlukların ve kültürlerin kesişim noktası olan ızgara planlı caddeleri, taş binaları ve mistik atmosferiyle Türkiye’nin en merak uyandıran rotalarından biri olan Kars ulaşıyor sonrasında Türkiye-Ermenistan sınırında, Arpaçay’ın derin kanyonunun kenarında yükselen Ani Arkeolojik Alanı, sadece bir harabe değil; bir zamanlar Doğu ile Batı’nın, İpek Yolu’nun kalbinin attığı, 100 bini aşan nüfusuyla çağının en büyük metropollerinden biriydi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu kadim kent, yüzyıllar boyunca Ermeni bagratlı krallarından Selçuklulara, Gürcülerden Osmanlılara kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, her birinden silinmez izler taşımıştır."Ani bir dünya, ama dünya bir Ani değil" sözünün hakkını veren bu sessiz ve görkemli şehri bizimle keşfettikten sonra Gastronomi tutkunları ve lezzet kaşifleri ekran başına! Türkiye’nin en zengin ve en köklü mandıracılık kültürüne sahip olan Kars, dünyaca ünlü peynirleriyle damaklarda unutulmaz izler bırakıyor. Türkiye’nin ilk ve tek Peynir Müzesi’ne ev sahipliği yapan bu kadim şehirde, yüzyıllık mandıracılık geleneklerini, tescilli lezzetlerin sırlarını ve Kafkas yaylalarından sofralara uzanan o muazzam emeği yerinde keşfediyoruz.Sadece bir tadım değil, adeta bir lezzet tarihi yolculuğu olan bu deneyimi bizimle yaşadıktan sonra konaklamak için konaklamak için otelimize geçiyoruz isteyen misafirlerimizle birlikte Kafkas kültürünün asil ruhunu, yüzyıllardan süzülüp gelen ritimlerini ve göz kamaştıran danslarını yaşayacağınız Kars Kafkas Gecesi, sizleri bambaşka bir dünyanın büyüsüne ortak edecek geleneksel motiflerle bezenmiş otantik mekanlarda, akordeon ve doli seslerinin yankılandığı, her anı dolu dolu geçen bu kültürel şöleni bizimle deneyimledikten sonra otelimize aracımızla geriye gelip dinlenmeye geçiyoruz
KONAKLAMA: Kars Işıl Park Otel